DOLAR 47,89530,05%
EURO 55,56100,23%
ALTIN 6.771,980,52
BITCOIN 30440590.4%
Bursa
22°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

iframe src="https://www.bursa.bel.tr/reklam/?w=720" frameborder=0 scrolling="no" style=" width: 720px; height:400px; overflow: hidden;">
“Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı”

“Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı”

ABONE OL
17 Ağustos 2026 13:04
“Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yılı dolayısıyla Bursa’da yaptığı basın açıklamasında, Güney Marmara’daki yüksek riskli yapı stokuna dikkat çekerek İstanbul’da uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasının Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’yi de kapsaması gerektiğini söyledi.

HABER: Zeynep Sude YAVUZ

17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Binlerce kişinin yaşamını yitirdiği, on binlerce kişinin yaralandığı ve yüz binlerce yapının hasar gördüğü depremin yıl dönümünde TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şube Başkanı Mehmet Yıldız, Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB) Toplantı Salonu’nda düzenlenen basın açıklamasında 27 yıl önce yaşanan büyük yıkımı hatırlatarak, deprem gerçeğinin unutulmaması ve afetlere dirençli kentler için bilimsel planlamanın esas alınması gerektiğini söyledi.

Yıldız, Marmara Depremi’nin resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin hayatını kaybetmesine, yaklaşık 50 bin kişinin yaralanmasına ve 375 bin yapının hasar görmesine neden olduğunu hatırlatarak, aradan geçen 27 yıla rağmen gerekli derslerin tam anlamıyla çıkarılamadığını ifade etti. Depremin yalnızca bir doğa olayı olduğunu belirten Yıldız, afete dönüşmesinin ise yanlış yer seçimi, plansız kentleşme, niteliksiz yapılaşma ve denetimsizliğin sonucu olduğunu söyledi.

“Deprem kader değildir”

Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğuna dikkat çeken Mehmet Yıldız, depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığını belirtti. Deprem bilincinin yalnızca sarsıntı anında yapılacakları bilmekten ibaret olmadığını ifade eden Yıldız, yaşanılan kentin jeolojik özelliklerinin bilinmesi, zeminin davranışının doğru analiz edilmesi ve risklerin önceden belirlenerek azaltılmasının afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduğunu dile getirdi.

Afetlere dirençli yerleşimlerin yalnızca sağlam binalardan oluşmayacağını vurgulayan Yıldız, kentlerin jeolojik yapısının ortaya konulması, mikrobölgeleme çalışmalarının hızla tamamlanması ve aktif faylar, sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın ve tsunami gibi risklerin bilimsel yöntemlerle belirlenmesi gerektiğini söyledi. İmar planlarının ve arazi kullanım kararlarının da bu bilimsel veriler doğrultusunda şekillendirilmesinin can ve mal güvenliği açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.

“Jeolojik etütler bir formalite değil”

Yerel ve merkezi yönetimlere çağrıda bulunan Yıldız, jeolojik-jeoteknik etütlerin yalnızca prosedürü tamamlayan belgeler olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Planlamadan yapılaşmaya, kentsel dönüşümden altyapı yatırımlarına kadar tüm süreçlerde jeoloji mühendisliği hizmetlerinden etkin biçimde yararlanılmasının güvenli yerleşimler oluşturmanın temel şartlarından biri olduğunu kaydetti.

Kentsel dönüşüm uygulamalarının yalnızca bina yenileme faaliyetlerine indirgenmemesi gerektiğini dile getiren Yıldız, deprem tehlikesi, zemin koşulları ve toplumsal ihtiyaçların esas alınmasının zorunlu olduğunu söyledi. Riskli yapıların güçlendirilmesi kadar, riskli alanlarda yeni yapılaşmanın önlenmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.

Güney Marmara için “Yarısı Bizden” çağrısı

Basın açıklamasının en dikkat çeken başlıklarından biri ise kentsel dönüşüm destekleri oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından İstanbul’da uygulanan “Yarısı Bizden” kampanyasının Güney Marmara’ya da genişletilmesi gerektiğini söyleyen Yıldız, mevcut sistemde her bir konut için 875 bin lira hibe, 875 bin lira kredi ve 125 bin lira taşınma desteği sağlandığını hatırlattı.

İstanbul’da riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 17 seviyesinde olduğunu belirten Yıldız, buna karşın Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de riskli yapı stokunun yaklaşık yüzde 65’e ulaştığını söyledi. Bu dört ilin toplam nüfusunun İstanbul’un yaklaşık üçte biri olmasına rağmen riskli yapı oranının çok daha yüksek olduğuna dikkat çeken Yıldız, olası Marmara Depremi öncesinde bölgenin öncelikli olarak desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

“Tek bir canı dahi kaybetmemek adına 1 birim maliyetle önlemek mi, yoksa afet sonrası 6 birim maliyet ödemek mi daha insani, daha akılcı ve daha ekonomik?” sözleriyle çağrısını yineleyen Yıldız, deprem öncesi alınacak tedbirlerin hem ekonomik hem de insani açıdan en doğru yaklaşım olduğunu dile getirdi.

Yeni bakanlık ve afet hukuku önerisi

Yıldız, afetlere hazırlık konusunda yapısal adımların da gecikmeden atılması gerektiğini belirterek “Afet, Acil Durum ve İklim Değişikliği Bakanlığı” kurulmasını önerdi. Ulusal afet risk yönetim sistemini destekleyecek kapsamlı bir afet hukuk sistemi oluşturulması, alanında uzmanlaşmış afet mahkemelerinin kurulması ve afet suçlarına yönelik caydırıcı yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Yapı ve zemin denetim sistemlerinin bağımsız ve kamusal bir anlayışla güçlendirilmesi, mevcut yapı stokunun risk önceliğine göre güvenli hale getirilmesi ve afet eğitimlerinin toplumun tüm kesimlerine yaygınlaştırılması çağrısında bulunan Yıldız, açıklamasını “27 yıl geçti ancak hâlâ doğa olaylarının afete dönüşmemesi için hazır değiliz. Kaybedecek bir 27 yılımız daha olmamalı.” sözleriyle tamamladı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.